ÇIRPIK ÇARPI
- Merve Dursun
- 20 Kas 2023
- 2 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 3 Ara 2023
Yazar: Merve Dursun
Editör: Kübra Zorlu
Şef Editör: Behice Kavak

"İşte bugün, o gün!" diye neşeyle sevindi Afra. Bundan önceki 39 gün için de aynısını söylemişti ama, "Bir şeyi 40 kere söylersen gerçekleşir," demez mi büyükler? "Bugün kırkıncı gün ve babaannemin kasnağı birazdan benim olacak!" diye mırıldanarak çantasını hazırlamaya başladı. Düdüğünü, el fenerini ve not defterini yerleştirdi. En sevdiği minik bebeklerini de eklemeyi unutmadı. Heyecanlandığında bebekleriyle konuşmak ona kendisini iyi hissettiriyordu. Saçlarına saylangoz tokalarını parmağına da avokadolu yüzüğünü taktı. Bu ikisini ona babaannesi çarpılamıştı. Sahi siz çarpılamak ne, biliyor musunuz?
Bütün babaanneler sinirli ay sihirlidir ama Afra'nın babaannesi gerçekten sihirli. Torunları ne zaman bir şey istese odasına gider, sihirli kasnağına birkaç çarpı atar ve hooop her şey hazır! Kocaman dondurmalar, eğlenceli oyuncaklar, ilginç hayvanlar hatta Çizmeli Kedi'yi de o çarpılamıştı. Çarpılandıktan sonra film yıldızı oldu. Evet, Afra'nın sahip olmak istediği kasnak da buydu. Aslında sahip olmak değil denemek istiyordu. Aklından bir sürü şey; erimeyen dondurma, dağılmayan yatak, ödev vermeyen öğretmen, hızlı kaplumbağa, belki bahçeleri için bir ejder meyvesi ağacı ve daha neler neler geçiriyordu.
— Çokatalı süt çeşmesi çizmelisin.
— Sana beni oyalamamanı söylemiştim.
— Tamam tamam oyalamam ama kahramanlar yardım eder.
— Sen kahraman değilsin.
— Tamam tamam çırpık yaparsan olabilirim.
— Çırpık değil çarpı!
Bir elinde çikolata diğerinde araba ile Yağız da geldiğine göre artık gidebilirlerdi. Aslında onunla gitmek istemiyordu ama küçük kardeşler, mükemmel iz sürücülerdir, değil mi? Kendisini takip edip aksilik çıkarmasın diye yanında gelmesine izin vermek daha iyi olabilirdi.
Kardeşler, annelerinin ve babaannelerinin bahçede oturduğunu görünce yavaşça odaya geçti. Babaannesinin odası hep meyve kokardı; yazın karpuz, kışın portakal. Bunlar torunlarının en sevdiği meyvelerdi. Odasının başköşesinde de sandığı bulunuyordu. Ne zaman sandık içinden bir şey çıkacak olsa herkes film seyreder gibi babaannenin etrafına dizilirdi. Sihirli kasnak da bu sandığın içindeydi ama şimdi Afra'nın ellerinde.
— Çokatalı süt çeşmesi...
— Yağız susar mısın, düşünüyorum! Hayal et Afra, hayal et. İşte, buldum: HAYALET!
— Ne? Ama sen hayaletlerden korkarsın!
— O zaman korkmayacağımız bir hayalet yapalım!
Afra eline iğne ipliği aldı, babaannesi daha önce birazcık öğretmişti. Biraz düşündükten sonra birkaç çarpı atarak hayalet yaptı ama o korkutucu görünüyordu. "Komik bir şapkası olsa korkmayız," diye düşündü ve çiçekler dikili saksı şapkası yaptı.
— Cebi de olsun oyuncaklarını saklar.
Yağız'ın fikri hoşuna gitti ve hemen kocaman bir cep çarpıladı. Çantasına sığmayan eşyaları hayalet arkadaşının cebinde saklayabilirdi. "Ağzı ve dişleri olursa korkmayız!" diye bağırdıktan sonra hemen ağzını kapattı. Babaannesinin ve annesinin duymadığına inanıyordu. Hemen çarpılamaya başladı ama o da ne? İpliği bitmişti.
— Tek dişi var çok komik. Hadi komik hayalet şu çikolatadan ye!
— Çikolatayı sürmesene bez kirleniyor! Of zaten ipimiz bitti.
Yağız kasnağa çikolata sürerken Afra da iplerin yerini bulmaya çalışıyordu ama o sırada dışarıdan sesler geldi. Büyükler onları arıyordu. Çocuklar bez parçasını kasnaktan çıkarıp aceleyle odadan çıktılar.
— Neredeydiniz siz? Sesini duydum, bir şey olduğundan korktum.
— Kardeşimle hazinecilik oynuyorduk.
— Buldunuz mu peki?
"Bulduk bulduk!” diyen Yağız'ın koluna dokundu Afra, "Evet, Yağız'ın çikolatalarını bulduk.". Annelerinin yanında ayrılan çocuklar hemen odalarına geçtiler. Afra elindeki bezi inceleyerek bebeğiyle konuşmaya başladı. "Ne kadar şirin değil mi Gül? Keşke tamamlayabilseydim." O sırada tişörtünü değiştirmek için dolabın kapağını açan Yağız sevinç çığlığı attı. Yanına gelen Afra şaşkın bir şekilde dolaba bakakaldı. Beyaz ve kocaman cepli elbise, çiçekli saksı şapka, tek dişli ve çikolata lekeli bir ağız: Hayalet! Arkadaşı tam da karşısında duruyordu.