YÜREK ORMANINDA GİZLENEN
- Selda Gizem Çiçek
- 20 Şub 2024
- 2 dakikada okunur
Yazar: Selda Gizem Çiçek
Editör: Kübra Zorlu
Şef Editör: Behice Kavak

Elini göğsünün sol tarafına getirdiğinde pıt pıt atan kalbinle karşılaşırsın. Orada saklı bir yer vardır: Yürek Ormanı. Bu ormana sadece sen girebilirsin. Bir de yüreğinin kabul ettikleri. Bu özel girişli, sık ağaçların bulunduğu ormanın derinliklerine doğru ilerlersen eğer tek başına duran büyülü bir ağaçla karşılaşırsın. Başını hafifçe eğip dikkatle baktığında görürsün ki onun kovuğunda bir güvercin yaşar.
Bu güvercin bazı zamanlarda sindiği kovuktan çıkarak ormanı dolaşır. Kanatlarını çırpışıyla kalkan tozlar vardır. Vakit gündüzse bu tozlar yere düşer, toprağı yeşertip renk renk çiçekler açtırır. Vakit gece ise yaşadığı ağacın etrafında ateşböceklerini pervane eder. Gökte asılı yıldızlar gibi ışıtırlar ağacı. Sonra bütün ormanı baştan başa dolaşırlar.
“Kanat çırpan bu güvercin de nedir?” dediğini duyar gibiyim. Umuttur onun adı. En zor anlarımızda, heyecanlandığımızda hatta bazen yüreğimiz ağzımızda attığında tutunduğumuz biricik daldır.
Umut denen bu güvercin, yaşamayı yük olmaktan kurtarır. Hele kanatlarını açıp ormanda doyasıya dolaşmayadursun, üzerindeki ağırlıklar da uçup gider. Ardında tadına doyulmaz bir hafiflik bırakır . Tıpkı bir kuş tüyü gibi…
Gün olur, o güvercin yaşadığı kovukta saklanır, saklanır da durur. Çıkmak istemez oradan, uçarken kanadı incinmiştir çünkü. Kızmıştır. Onu yaralayanın uçmak olduğuna kendini inandırır. Oysa orada gizlenip hiçbir şey yapmadan durmakla yarasını daha çok kanatır. Uçmaktan vazgeçtiği için günden güne ormanın ışıkları da söner. Artık ne çiçekler açar ne de ateşböcekleri o ağaç etrafında sevinçle döner. Zamanla o orman, karanlığa gömülür gider.
O ormanın ışıltısı, orada var olan neşenin devamı için güvercin kovuğundan bir çıksa, ah şöyle bir etrafı dolaşsa yeter. Düşüp de yaralandı mı iyileşmeye çalışsa tekrar kanatlanmasıyla düşen tozlar kuru toprağı yeşertse sonra...
Evet, başta da demiştik. Bu güvercinin kanatlanmasıyla yeşeren yürek ormanına sadece sen girebilirsin. Bir de yüreğinin kabul ettikleri. Bir düşün bakalım kimleri, neleri misafir ediyorsun yüreğine? Konuk ettiklerini ne kadar barındırıyorsun o ormanda? İznin var mı onların güvercinini yaralayıp öylece bırakmalarına yoksa onlar düzeltiyorlar mı kırıp döktüklerini o mekânda?
Sevgili okuyucu, dikkat et yüreğine misafir ettiğin duygulara. Öfkeye, kine, kıskançlığa, nefrete ve nicelerine... Bunların umudunu incitmelerine izin verme. Sen müsaade etmedikçe tüm ihtişamıyla büyüyecektir ormanın, göğsünün sol yöresinde.