top of page

İNCE BELLİ ÇAY BARDAĞI

  • Yazarın fotoğrafı: Esra Tozlu
    Esra Tozlu
  • 1 Haz 2025
  • 2 dakikada okunur

Yazar: Esra Tozlu

Editör: Gülşah Sarı

Çizer: Büşra Şahin

Bir gün bir mutfak rafı,

Tiz bir sesle uyandı yeni güne.

Çay bardaklarının en ince bellisi,

Macera arıyordu kendine.

“Heey!” diye seslendi önce,

Camını parlattı ve başladı sözlerine.

 

“Ben,

Her dem sıcak çayımla,

Koyu ve demli tadımla,

Camımda çınlayan kaşığım,

Her sefer farklı tabağımla,

Değişmek isterim bu görevi,

Benden almak isteyen bir bardakla!”

 

Tüm bardakların camdan gözleri açıldı.

Böyle bir şeyi daha önce kimse duymadı.

Her bardağın şekline göre bir görevi vardı.

Bu teklife bardaklar, çay kadar sıcak bakmadı.

Kısa süren bir şaşkınlığın ardından,

Su bardağı aldı sözü kimse konuşmadan.

 

“Kışın boza, yazın ayran,

Limonata zaten şeklime hayran.

Keke, un ölçeği olurum kimi zaman.

Bazen soda bazen şalgam,

Su ise her zaman bir numaram.

Sıcak çay içmeye pek yanaşmam.”

 

Çiçekli, çocuk bardakları,

“Biz çok severiz çocukları,

Süt, meyve suyu veya ayran,

Her isteklerinde buradayız her zaman.

Ilık süt bizim en sıcak içeceğimiz,

Sıcak çay içmeyi pek sevmeyiz.”

 

Emektar, kibar, motifli ve işlemeli kahve fincanı,

Baktı ve gülümsedi bir hayli ağırbaşlı.

Sıcağı sever fakat kahve çaydan farklı,

Ne de olsa onun kırk yıl hatırı vardı.

İçeceğini değişmeye pek yanaşmazdı,

Bu yüzden bu konuda hiiiiiç konuşmazdı.

 

Kalın kulplu, kocaman kupa,

“Ben zaten her şeyi içerim rahatça,

Her zaman en öndeyim el altında.

Kahveye de bayılırım çaya da,

Sıcak da severim soğuk da.

Ama herkes dayanamaz her tada ve sıcağa!”

 

Eğdi başını ince belli çay bardağı,

Soldu heyecandan parlayan camları,

Homurtular ve fısıltılar bütün rafta uçuştu,

Tüm bardakların içi soru işaretleriyle doldu.

İstemeseler de düşünceleri,

Camlarından okundu.

 

“Ee, böyle olmaz ki!”

“Ne gerek var durup dururken?”

“Kim değişir ki zaten?”

“Değişim de nedir, kendi görevi varken?”

 

Çay bardağı üzüldü, günler geçip gitti,

İlginç teklif unutuldu, herkesin iyiydi keyfi.

Evin küçük oğlu bir gün dolaşıp geldi,

Bardak rafına uzandı, karıştırdı bir hayli.

Düşürdü bazısını, değildi hiç dikkatli,

Gözüne kestirdiği de bizim ince belliydi.

 

Küçük çocuk, bardağa limonata doldurdu,

İşte, oldu! Bardağın hayali buydu.

Bu istek, bir çocukla ne de kolay olmuştu.

Çocuklar yeni fikirlere çok açıktı doğrusu.

Serin, sarı, ekşi ve tatlı,

Terledi tüm camları, bu enfes bir tattı.

 

Çocuk kıpır kıpırdı, hiç durmadı yerinde,

Oyuna giderken bardağı da aldı eline,

Çay bardağı şaşkındı, gezmeye bile çıktı,

Bahçede bardağa, biraz ihtiyaç vardı.

 

Kumu sekiz bardak, suyu ise bir,

Yıkılmayan kaleler ölçülerek dikilir.

Yoo, olamaz! Bu değildi isteği,

Çay bardağı çınladı, çizilecekti her yeri,

Limonatalı camında kumun tanecikleri,

Suyla birleşince çamurlandı her yeri.

“İmdaaat!” diye bağırdı. “Kurtaran yok mu beni?”

Kumdan boğulacaktı, bu değildi onun işi!

 

Anne çıkageldi, bardağını severdi.

“Kovalarını kullan, bu bardak benim,” dedi.

Çayın deminden başka renk görmeyen bardağa,

Fazla geldi bu çamur, kum ve limonata!

Çay bardağı şaşkındı neler geldi başına,

Limonata güzeldi ama kalmalıydı tadında.

 

Sakin sakin yaşamak iyiydi bardak rafında,

Evin içi huzur dolu, ne işi vardı dışarda?

Akşam muhabbet olurdu büyüklerle salonda,

İnce belli çay bardağı, bir çiçekli tabakla,

Şükretti hâline, koyu ve demli tadına,

Bazen de çok şekerle çınlayan kaşığına.

 
 

©2023, Recep Bilal Aksu tarafından kurulmuştur.

  • Instagram
bottom of page