top of page

HAYAL ET

  • Yazarın fotoğrafı: Kadriye Hafif
    Kadriye Hafif
  • 18 Kas 2023
  • 3 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 7 Ara 2023

Yazar: Kadriye Hafif

Editör: Adalet Keleş Çizer: Büşra Çiftlik

Şef Editör: Behice Kavak

— Her şey tamam Kopil. Annemle babam uyur uyumaz planı uygulamaya koyalım.

— Miyavvv!

Kapılar gıcırdamasın diye sabahtan hepsini özenle yağlamıştım. Şimdi herkes uyuduğuna göre çekirge gibi zıplamalı, yarasa gibi uçmalı, bir nefeste dışarı çıkmalıyım. Dışarı çıkar çıkmaz yüzümü bıçak gibi kesen rüzgârdan korunmak için atkımı kafama iyice sardım. Bir adım atmıştım ki hışır hışır sesler duydum. Bir karartı ile irkildim. O karartı, rüzgârın korkunç sesiyle birlikte dizlerime çarparak ilerledi. Kendimi, ses ve ışık geçirmeyen karanlık bir fanusun içinde hissettim. Korkuyla üşüme arasında tir tir titreyerek eğildim ve dizlerime baktım. Hareket ediyorlar mı diye kontrol ettim. Çok şükür hareket ettirebiliyordum.

Tam başımı kaldırırken aynı hışırtıyı çıkaran kurumuş kızıl bacak otu ile burun buruna geldim. Vay canına! Nasıl da hayalet gibi görünüyordu. Neredeyse planlarımdan vazgeçerek eve dönüyordum. Oysa bugünü on bir yıl, iki ay, üç hafta, sekiz saat, kırk üç dakikadır bekliyorum.

Bu gece hayaletleri görmek için yapacağım karışımın formülü ve malzemeleri hazırdı. Bu sefer korkmadan yapacaktım. Artık çok dikkat etmeliydim. Etrafımda hızlıca döndüm. Gelen giden var mı diye bakındım. Hemen çantamı toparlayıp sırtıma aldım. Sokak lambasının göz kırpar gibi yanıp sönmesine aldırmadan yürümeye başladım. Annem ve babam uyanmadan dönmek için tam iki saatim vardı. Okulda, kendimi arkadaşlarıma karşı savunmaktan korkuyordum ama gecenin bu vaktinde dışarda olabilecek kadar da cesurdum. Çünkü her şeyi değiştirecek olan o formülü hazırlayıp en büyük hayalimi gerçekleştirecektim.

Sonunda o koca terkedilmiş metruk binaya geldim. ‘’Hooop! Ne işin var senin burada?’’ diye bir ses duyma korkusuyla ilerledim ve kapıyı açtım. Ahşap kapıyı açarken çıkardığı sesle tüm kasaba uyanacak zannettim. Fakat rüzgâr, sesi kucaklayarak dağlara doğru sürükledi.

Yıllardır kimsenin yaşamadığı, her yeri dökülen bu eve önceden defalarca gelmiştim. Ama bu gece çok farklıydı. İçeri girer girmez eskiden olduğu gibi sevinçten çığlık atan kanepelerin, sehpaların ve şöminenin senfonisi eşliğinde yan tarafa doğru ilerledim. Burası, ortasında kocaman bir kara kazanın olduğu mutfaktı. Karanlıktan göz gözü görmüyordu. Mumları ve ardından kara kazanın altını yaktım.

Günlerdir toparlamaya çalıştığım horoz ibiğini, karınca yumurtasını, fındık kurdunu, deli kız saçını, örümcek ağını, buzağı salyasını, yamyam tırnağını, öküz boynuzunu, katır tepmesini, çocukların ıspanağa olan nefretlerini ve çikolata yerken ki sevinçlerini masanın üzerine koydum. Her biri kavanozlarından bana bakıyordu. Formülümü de bir kenara yerleştirdim. Tarifteki sıra ile malzemeleri kaynayan kazana attım. Son olarak kedim Kopil’ i kucağıma alarak kuyruğundan üç tel kopardım. Onu da kazana usulca ekledim. Korkum ve heyecanım birbirine karışmıştı.

İşte o an gelmişti. Nefes alışverişim hızlandı. Notre Dame’ın kamburu gibi boynumu içime çekerek etrafı izlemeye başladım. Puf diye bir sesle kabarcıklar çıktı, fazlalıklar taştı. Işıl ışıl renklere bürünen kazandan ufacık minnacık hayaletler çıkıyordu. Şaşkınlıkla etrafına bakınan bu hayaletler denizanasına benziyordu. O an ne yapacağımı şaşırdım. Kara kazan gümbürdeyerek hareket etmeye başladı. Sanki tüm bina sallanıyordu. Tavandaki küçük hayaletler bir oraya bir buraya uçuşuyorlardı. Kaçacak yer ararlarken bir patlama ile tüm ev sise boğuldu. Şiddetli bir çınlama sesi ile kocaman, bembeyaz bir hayalet kazandan zorlanarak çıktı. Çıkar çıkmaz tüm evi fırtına hızıyla dolanmaya başlamıştı ki sonrasını hatırlamıyorum. Sanırım bayılmıştım.

Çok şiddetli bir baş ağrısı ile gözlerimi açmaya çalışırken, “Günaydın Alpago. Nasılsın oğlum?” sorusu ile doğrulmaya çalıştım.

— Neredeyim ben?

— Nerede olacaksın oğlum yataktasın. Gece boyu inledin. Ateşin de çıktı. Bugün okula gitme istersen.

— İyi olur anne ama gitmem gerek. Sınavım var.

— Emin misin? Kahvaltı hazırlıyorum o zaman. Hemen hazırlan gel.

Yaşadıklarımın hepsinin bir rüya olmasına çok üzüldüm. Elimi yüzümü yıkamak için lavaboya gittim. Dün geceyi düşünürken dalmıştım. Hareketsiz kaldığım için sensörlü ışık söndü. Bu duruma aldırış etmemiştim. Fakat karanlıkta aynada gördüğüm şey, dün gecenin rüya olmadığını gösteriyordu.

— Merhaba genç! Korkma sana zarar vermeyeceğim.

Annemin sesini duyup hareket ettiğimde sensör çalıştı ve hayalet kayboldu. Tekrar görmek için ışığı kapattığımda o kocaman ilginç görünümlü hayalet bana gülümsüyordu.

— Benden korkmana gerek yok evlat. Beni kara kazandan kurtardın. Artık senin dostun ve yardımcın olacağım. Dün gece kendinden geçmiştin. Annen ve baban yokluğunu fark etmeden seni evine getirdim. Hayaletlerin hepsi korkutucu değil ya! Hadi anneni bekletme.

— Taa-ta-tammam.

Merdivenden koşar adımlarla indim.

— Anne ben bugün gitmesem daha iyi olur.

— Aaaa! Sana neler oluyor böyle? O zaman kahvaltını yaptıktan sonra ilacını vereyim, dinlen güzelce.

Odamın kapısının önünde girip girmemek arasında kararsız kaldığımda annemle karşılaştım. Kendimi doğrudan odaya attım. Kopil de ardımdan girdi. Etrafta kimseler yoktu. Yatağın altına, dolaplara, çoraplarımın içine baktım. Hayaletin banyodayken karanlıkta ortaya çıktığını hatırlayınca yavaş yavaş pencerenin kalın perdelerini kapattım. Oda kararınca birden karşıma çıkmıştı.

— Hey! Beni mi arıyorsun?

Sesini duyduğumda neredeyse aklım çıkıyordu.


Ben bu anı; on bir yıl, iki ay, üç hafta, sekiz saat, kırk üç dakikadır bekliyordum. Arkadaş konusunda şansım yaver gitmediği için uzun bir süre, sessizce onu izledim ve dinledim. Yoksa yeni bir arkadaşım mı olmuştu? Günler sonra, yastık savaşımızda yastıktan çıkan tüy ile hayaleti gıdıklarken buldum kendimi.

Kim demiş hayaletten arkadaş olmaz diye? Oysa sadece hayal etmek yeterli.

 
 

©2023, Recep Bilal Aksu tarafından kurulmuştur.

  • Instagram
bottom of page