top of page

BABA, DEDE VE BİR ÇOCUKUMUT VE İYİLEŞME HİKAYESİ

  • Yazarın fotoğrafı: Ayşe Kevser Can
    Ayşe Kevser Can
  • 18 Ağu 2024
  • 3 dakikada okunur

Yazar: Ayşe Kevser Can

Editör: Yağmur Karacan



Sizin de düşünme köşeniz var mı? Ağaçtan bir düşünme köşesi mesela? Varsa eğer yukarıdan aşağıya bakarsanız her şey derli toplu ve renkli görünür mü? Ya da aşağıdan yukarıya bakarsanız ve ağaçtan indiğinizde evde bir fille yaşamaya başlarsanız, hayat size birazcık gri, birazcık da düzensiz görünür mü?


Olive için, evet!


Bazen bir acı yaşarız ve bu acının üzüntüsüyle ne yapacağımızı bilemeyiz. Bazen de bu acıyı yaşayan en sevdiğimize, yakınımıza bu üzüntüsüyle ne yapacağını söyleyemeyiz. Oysa bir FİL bu üzüntüyü sırtlayabilecek kadar büyük, ağır ve gri olabilir. Siz, yanınızda kocaman bir fil ile yaşamaya çalıştınız mı hiç? Ya da yavaş yavaş ilerleyen bir kaplumbağanın peşinden gittiniz mi? Peki bu fil, gitmemekte ısrar eder ve evinizin içinde yaşamaya başlarsa ne yaparsınız?


Kitabımızın minik ve cesur kahramanı Olive, babasının yanındaki büyük ve gri fili gördüğünde hüznün etkisini fark etmiş ve bu duyguyu kolaylıkla aşamayacağını anlamıştı. Babası nereye gitse fil de onunla birlikte ayaklarını sürüyerek peşinden ilerliyordu. Peki, küçük bir çocuk kocaman ve gri bir fille nasıl baş edebilirdi ki? Fil, yalnız da değildi üstelik! Olive, dedesinin yanında büyük ve gri bir kaplumbağa olduğunu fark etmişti. Artık hem fille hem de kaplumbağa ile baş etmesi gerekiyordu.


Olive’in babası ve dedesiyle ortak bir noktası var: Olive annesini, babası eşini ve dedesi de kızını kaybetmişti. Kayıplarının ardından yas tutan ve hayata küsen bu iki kişiye Olive tek başına yardım edebilir miydi? En yakın arkadaşı Arthur’un söylediği bir şey zihninde yankılanmaktaydı: “Baban bisikletini tamir etmeyecek, sen babanı tamir etmedikçe!“


Hem sevgi, hem çaba hem de aile ilişkilerini sade bir üslupla anlatan kitapta babasını büyük bir filden kurtarmaya çalışan Olive ile tanışıyoruz. Olive, annesi öldüğünden beri yanında koca bir fille gezen babası ve okul çıkışlarında onu sürprizleriyle karşılayan mor sırt çantalı dedesi ile beraber yaşamakta. Bir gün babasını artık o can sıkıcı filden kurtarması gerektiğini düşünür. Bunu nasıl başaracağını bulması biraz zaman alsa da Olive’in aklına işe yarayacağını düşündüğü bir fikir gelir.


“Akşam yemeğinde Olive babasıyla filin karşısına oturdu. Arthur’un sözleri dolanıp duruyordu aklında. Baban bisikletini hiç tamir etmeyecek; sen babanı tamir etmedikçe. Ne var ki Olive işe nereden başlayacağını bilmiyordu. Elindeki en iyi plan konuşmak, eski ve harika şeylerden bahsetmek ve bisikletinin tamir edilmesinin neden eskisinden de önemli olduğunu anlatmaktı.“


Olive’in babası sabah işe giderken fil de onunla beraber gider. Akşam eve döndüğünde fil de onunla birlikte döner. Ağır ve sessiz, hep yanı başında; üzüntüden bir gölge gibi takip eder. Olive, annesi öldüğünden beri durumun böyle olduğunun farkındadır ama babasının hep üzgün olmasına artık dayanamaz. Dedesinin ve en yakın arkadaşı Arthur’un yardımıyla, ailesini bu filden kurtarmak için bulduğu fikri uygulamak için kolları sıvar. Ancak zaman içerisinde mutluluğun sandığı kadar kolay olmadığını öğrenmekle kalmaz, küçük adımların büyük sonuçlar yaratabileceğini de fark eder.


Olive, çareyi en yakın arkadaşı Arthur ile filler hakkında araştırma yapmakta bulur. Bir gün bahçelerinde ağacın tepesine çıkmış ve kask takmayı unutmuşken ağaçtan düşüverir. Bu duruma üzülerek kendisini suçlayan dedesinin yanına da bu kez ağır mı ağır ilerleyen bir kaplumbağa gelmiştir. Olive’in işi biraz daha zorlaşır ama neyse ki onu neşelendiren köpeği Freddie vardır. Önce babasının “yokluğunda” hayatını çekip çeviren dedesinin hayvanıyla başlar işe. Gri ve ağır kaplumbağanın gitmesi için dedesini mutlu etmesi yeterlidir. Çünkü neşelenmek, gülümsemek ve mutlu olmak tüm griliği dağıtıp gökkuşağına kavuşmak gibidir. “Dedem benim en sevdiğim eski ve harika şey, benim dünyamı o döndürüyor. Dedem günümün gri kısımlarını silip onları renklere boyuyor.”


En yakınlarının desteğiyle Olive, duygusal yolculuğunda nahif bir bilgelikle babasının depresyonuna meydan okur. Babasının koca filinin gitmesiyle Olive’in Freddie’ye olan ihtiyacı da ortadan kalkar. Sevdiklerinin yükünü göğüsleyebilmek gibi büyük işler başarmış bir çocuk için kendi gri hayvanına veda etmekte çocuk oyuncağıdır. Çünkü sevdiklerimize “iyi gelmek” insanın kendisine de iyi gelir ve onların elinden tutmak bütün grilikleri bir anda gökkuşağının renklerine dönüştürebilir; küçücük bir çocuk olsak da!


Hikâyenin en güzel kısmı ise, Olive’in dedesinin mor renkli sırt çantası ile keşfe çıktıkları, “Yan Yana” şarkısını söyledikleri ve tepeden içinde notlar olan kâğıt uçak gönderdikleri gün! Olive ve dedesinin kasabaya yüksekten bakan tepeden insanlara yolladıkları “uçan kâğıt mesajlar” insanların nereden geldiğini bilmese bile küçücük mesajlardan mutlu olabildiklerini gösterir.


Peter Carnavas’ın kaleme aldığı ve Can Çocuk Yayınevi’nden çıkan kitabın kapak tasarımı da çok sevimli. Kahramanımız Olive’in ailesini, devasa gri filden ve büyük ağır kaplumbağadan kurtarışını anlatan “Fil”, kısaca bir umut ve iyileşme hikâyesi.


Unutmayalım ki, sadece sevdiklerimize sarılmak bile yaralarımızı sarıp, hüzünlerimizi giderebilir.

Kitapla ve sevgiyle kalın!

 
 

©2023, Recep Bilal Aksu tarafından kurulmuştur.

  • Instagram
bottom of page