top of page

AĞACIN GİZEMİ

  • Yazarın fotoğrafı: Serap Doygun
    Serap Doygun
  • 20 Şub 2024
  • 3 dakikada okunur

Yazar: Serap Doygun

Editör: Behice Kavak



Haşlayıp didiklediğim etleri tereyağlı pilava gelişigüzel serpiştiriyorum. Üzerine etin suyundan bolca gezdiriyorum. Mahmud Hoca’nın son zamanlarda iştahı yok. Önüne ne götürsem kenarından bir lokmacık alıyor, “Bugün de doyduk Elhamdülillah. Talebelere götür, karınlarını doyursunlar evladım,” diyor. Son yirmi gündür yüreğimi dağlayan bir mahzunluk çöktü üzerine. Elimde tepsi sofaya gidiyorum. Her zamanki yerinde, camın önündeki sedirde oturmuş gökyüzünü seyrediyor. Yemeğin yanına yaptığım ayranın köpükleri pıt pıt pıt patlarken sedire seğirtiyorum. Tepsiyi önüne bıraktığımda irkiliyor, daldığı derin mazi kuyusundan bir süreliğine çıkıyor.

Aşçıbaşı: Hocam şu saat oldu bir şeycikler yemediniz. İki lokma atın ağzınıza, gözünüzü seveyim.

Kâşgarlı Mahmud: Niye zahmet ettin ki evladım? Aç değilim. Talebelere götür sen o tepsiyi.

Aşçıbaşı: Olmaz öyle şey. (Mutfağa doğru döner ve bağırır.) Ahmeeed! İki dilim ekmek getiriver unutmuşum koymayı.

Kâşgarlı Mahmud: Bağırma evladım başımda Allah aşkına.

Aşçıbaşı: Oğlanın işi gücü oyun. Kulağını bana verdiği yok ki. Duymaz diye sesimi yükselttim.

Kâşgarlı Mahmud: Çocuk olduğu için oyun oynuyor olmasın. Fesuphanallah!

Ahmed: Ekmekleri getirdim baba, buyur!

Kâşgarlı Mahmud: Koy evladım tepsiye. Karşıma da otur şöyle.

Aşçıbaşı: Aman hocam şımartma şunu! Hiç laf dinlemiyor sonra.

Kâşgarlı Mahmud: Karışma sen bize.

(Ahmed sırıtır.)

Kâşgarlı Mahmud: Acıktın mı Ahmed’im? Hadi soğutmadan başla!

Ahmed: (Büyük bir parça ekmek koparır ve pilavın dibindeki suya bandırır.) Biraz acıktım doğrusu. Babam siz ağzınıza lokma koymadan bir şeyler yememe izin vermiyor.

Aşçıbaşı: Tövbee! Sanki aç olmadığı bir zaman varmış gibi.

Kâşgarlı Mahmud: Ye evladım sen, bakma babana! Memnun musun burada olmaktan? Bir sıkıntın var mı?

Aşçıbaşı: Ne sıkıntısı olacak! Yediği önünde, yemediği arkasında.

Kâşgarlı Mahmud: Ya hu karışma dedik ya! Yok mu senin işin gücün?

Aşçıbaşı: Hocam sizden gayrı ne işim olacak? Yaptım hepsini Allah’ın izniyle.

Ahmed: Hiçbir sıkıntım yok, sağ olun. Mahmudiye Medresesi benim evim. Peki siz de öyle hissediyor musunuz?

Kâşgarlı Mahmud: Elbette, aksi mümkün mü evladım? Sultan Melikşah’ın eşi Terken Hatun’un maiyetindeki pek çok Kâşgarlı ile, 1057’de Bağdat’a yerleştiğimizde iki duyguyu da aynı anda yaşadım. Sevinçliydim, çünkü İslam dünyasının en önemli kültür merkezlerinden biri olan Bağdat’taydım. İlim sevdalısı pek çok âlim de oradaydı ve ben onlardan kim bilir neler öğrenecektim. Bir yandan da üzgündüm, çünkü yuvamı geride bırakmıştım. Tam on beş yıl boyunca Türklerin yaşadıkları bütün şehirleri, obaları, dağları, çölleri dolaştım. Orta Asya’yı boydan boya katettim. Anadolu’ya gittim. Ancak yüreğim hep, “Kâşgar, Kâşgar!” diye attı.

Ahmed: On beş yıl boyunca sizi oradan oraya sürükleyen neydi Hocam?

Kâşgarlı Mahmud: Sürüklenmek değildi evladım, ilim yoluna baş koymaktı. Kâşgar öteden beridir önemli bir bilim ve kültür merkeziydi. Ben de naçizane Saciye ve Hamidiye medreselerinde dersler aldım. Arapça ve Farsça öğrendim. Daha fazlasını öğrenmeye karşı büyük bir arzu duydum. Türklerin yaşadığı en ufak yeri bile dünya gözüyle görmeye niyet ederek yola çıktım. Örf ve âdetleri yerinde gördüm. Türkçe’nin Hakaniye, Oğuz, Kıpçak, Argu, Çiğil ve Kepenek şivelerini öğrendim. Gittiğim yerlerde İslamiyet ile ilgili çalışmaları yakından izledim. Bunların hiçbirini yapmasaydım, Divânu Lugâti’t-Türk isimli eserimi yazamazdım.

Ahmed: Hocam kaç yılında başlamıştınız Divânu Lugâti’t-Türk’ü yazmaya?

Aşçıbaşı: Kalk hadi doğru mutfağa! Şimdi de sorgu memurluğuna mı başladın?

Kâşgarlı Mahmud: Ya hu muhabbet ediyoruz, bir rahat bırakmadın! 1072 yılında başladım evladım. O zamanlar Bağdat’ta yaşıyordum. Tam iki yıl sonra 1074’te bitirdim. Ancak sonraki iki yıl boyunca dört defa baştan sona gözden geçirdim. 1076 yılının sonlarına doğru -Allah utandırmasın- eserimin nihai şeklini verdim. 1077 yılının başında da Allah’ın izniyle Abbasi halifesine eserimi sunmak nasip oldu.

Ahmed: Hocam Divânu Lugâti’t-Türk neden bu kadar önemli?

Kâşgarlı Mahmud: Divânu Lugâti’t-Türk’te 8000 civarında Türkçe kelimenin anlamı, farklı lehçelerde söyleniş şekilleri, örneklerle kelimelerin kullanım alanları yer alıyor. Hele biraz daha büyü, anlayacaksın neden önemli olduğunu. Alp Er Tunga için söylenen ağıtı biliyor musun? İllaki duymuşsundur ama Divânu Lugâti’t-Türk’ten başka bir yerde yazılı halini göremezsin. Ayrıca eserimin başında çizdiğim harita araştırmalarıma göre bir Türk tarafından çizilmiş ilk dünya haritası. Yine de en doğrusunu Allah bilir.

Ahmed: Kâşgar’a ne zaman döndünüz Hocam?

Kaşgârlı Mahmud: 1080 yılında döndüm. Burada, Mahmudiye Medresesi’nde ders vermeye başladım. Allah utandırmasın şimdiye kadar binlerce talebe yetiştirdim.

Ahmed: Peki Hocam bu kadar yerler gezdiniz, gördünüz. Hiç efsunlu bir an yaşadığınız oldu mu?

Kaşgârlı Mahmud: Kâinatın kendisi başlı başına efsunlu değil mi evladım? Yine de sana aklıma gelen bir olayı anlatayım. O zamanlar Bağdat’tayım. Âlimlerin diyarı, ilim şehri. Bir gün nereden estiyse aklıma bir soru geldi. Hocama, “Üstadım, ben nereye gömüleceğim?” diye sordum. “Elindeki sopayı toprağa sok, nerede yeşerip dal budak salarsa oraya gömüleceksin,” dedi. Gittiğim bazı yerlerde bunu denedim. Ancak zaman içinde bu sözler aklımdan çıktı. Yıllar sonra buraya, köyüme döndüğümde bir gün abdest almak için şadırvana çıktım. Üstadımın sözleri aniden aklıma geldi. Elimdeki sopayı toprağa soktum. Abdestimi aldım, namazımı kılmak için mescide girdim. Mescitten çıkıp medreseye dönerken bir baktım ki az önce toprağa sapladığım sopa yeşermiş. O kupkuru dal tomurcuklanmış, sağından solundan taze fışkınlar çıkmış. Bir sevindim bir sevindim görme. Tutamadım kendimi bağırdım, “Ayi ayi diyerek! Oh oh ne güzel!” İşte o günden beri dallanıp budaklanan şu kavak ağacına bakar, gezip gördüğüm diyarları düşünürüm. Bazen koskoca kâinatın gizemi bir ağaçta saklıdır. Öyle değil mi evladım?

 
 

©2023, Recep Bilal Aksu tarafından kurulmuştur.

  • Instagram
bottom of page