AH VALDO
- Nur Banu İlerigelen

- 20 Şub 2024
- 2 dakikada okunur
Yazar: Nur Banu İlerigelen
Editör: Meliha Akkürek
Şef Editör: Behice Kavak

Valdo’ydu baykuş ailesinin en minik üyesi,
O gün üzgün görünüyordu bir hayli,
Kanat çırpma yarışması vardı geçtiğimiz hafta,
Ama kazanamamıştı her ne yaptıysa.
Ah Valdo, vah Valdo,
Düşün, taşın ve kaşın Valdo...
Okula gitmek için hazırlandığında,
Geçiverdi aynanın karşısına.
Fakat bir dakika, o da ne?
Kapkara bir bulut vardı başının üstünde,
Sahi, bulutlar girer miydi evin içine?
Görmemiş ve duymamıştı hiç kimsede.
Kanatlarıyla bulutu dağıtmaya çalıştı. Pırrr… Pırrr…
Hopladı, zıpladı bir türlü başaramadı.
Doğruca koşup mutfağa gitti,
Fokur fokur yemek yapıyordu annesi.
Hiç de şaşkın görünmüyordu sanki,
Bu bulut bir tek Valdo’yu mu şaşırtıyordu?
Üzüntü bulutudur bu, dedi annesi,
“Senin de başına gelmiş bir tanesi,
İsteklerimiz gerçekleşmediğinde,
Üzüntü bulutları belirir başımızın üstünde”
Annesi bunu nereden biliyordu?
Belki onun da başına bulutlar konmuştu.
“Senin de mi bulut kondu başına çocukken?”
Hayır, dedi annesi, “Hem çocukken hem büyükken,
Her yaşta gelebilir, çünkü yaşamak böyledir,
Bazen sevinmek, bazen üzülmektir…”
Ah Valdo, vah Valdo,
Düşün, taşın ve kaşın Valdo...
En iyisi gidip resim çizmekti,
Böylece bulutu da unutabilirdi,
Gacır gucur çıktı merdivenlerden,
Kâğıt ve biraz boya çıkardı çekmeceden.
Tam başlayacaktı ki aldı eline boyayı,
Ama bulutun gölgesi tüm kâğıdı kapladı.
Bir sağa, bir sola döndü,
Nereye döndüyse hep gölgeyi gördü,
Aşağıya baktı, yukarıya baktı,
Bu gölgeden kurtulmak imkânsızdı.
Tekrar aynanın karşısına geçti işte o zaman,
Aman Allah’ım! Bulut olmuş koskocaman!
Gacır gucur merdivenlerden bahçeye indi,
Gelmişti artık okula gitme vakti.
Dışarda güneşli bir hava vardı,
Ama Valdo için her yer kapkaranlıktı.
Valdo bu bulutu hiç sevmemişti.
Belki arkadaşlarını görünce keyfi yerine gelirdi.
Fakat işler hiç de beklediği gibi olmadı,
Hiçbir arkadaşı Valdo’nun yanına oturmadı.
Çünkü bulut sürekli büyüyordu,
Kimse de karanlıkta durmak istemiyordu.
Ah Valdo, vah Valdo,
Düşün, taşın ve kaşın Valdo.
Herkes git gide daha da uzaklaştı,
Valdocuk bir başına, yapayalnız kaldı,
“Yarışma, bulut, yalnızlık…
Offf! Dayanamıyorum, yeter artık!”
Ve karar verdi yarışmaya tekrar katılmaya,
Hem kazanırsa kurtulurdu buluttan da.
Ya yine kaybederse ne olacaktı?
Bu bulut tekrar mı başına konacaktı?
Yok yok, dedi Valdo, bu gitmez böyle,
Bulmalıyım en güzelinden bir çare.
Ah Valdo, vah Valdo,
Düşün, taşın ve kaşın Valdo.
Bulutu unutup biraz oyunlar oynadı,
Bir de baktı ki bulut dağılmaya başladı.
Hem şaşırdı Valdo hem güldü yüzü,
Dağılan buluttan güneş ışınları süzüldü.
Arkadaşları onu izliyor ve alkışlıyordu,
Valdo da kendini çok mutlu hissediyordu.
Ah Valdo, vah Valdo,
Düşündü, taşındı ve kaşındı Valdo,
Bulut onun büyüdüğünün kanıtıydı,
Öyleyse biraz da kabullenmeliydi varlığını.
Hem herkesin vardı bir üzüntü bulutu,
Bazen gelir bazen de yok olurdu.
Derken uykusu geldi Zehra’nın,
Valdo’ydu ismi peluş oyuncağının.
Zehra’nın da var mıydı bir üzüntü bulutu,
Yoksa üzüntüyü bir buluta mı benzetiyordu?
Ah Zehra, vah Zehra,
Düşün, taşın ve kaşın Zehra...